Ömre Şahit Kılınan Zaman

avatar

Ruveyda Mintaş Çakar

1984 Manisa doğumludur. 2001'de Turgutlu İmam Hatip Lisesinden, 2006 yılında ise Çukurova İlahiyat Fakültesi D.K.A.B. bölümünden mezun oldu. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tefsir A.B.D. yüksek lisans öğrencisi ve aynı zamanda Bornova'da bir Anadolu Lisesinde Din Kültürü ve A.B öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Evli bir çocukludur.
avatar

Latest posts by Ruveyda Mintaş Çakar (see all)

Zaman, insanın dünya hayatını idrak edebilmesi için bir vasıtadır. Hayat ve ölüm arasındaki köprü, varlık ve yokluk arasındaki sınırdır. Geçmişin tecrübesi, şimdinin eylemi, geleceğin de tasavvurudur.

İnsan ömrüne şahit kılınarak, fıtratının temelindeki iman ve ubudiyet sınavı için Rabbi tarafından kuluna bahşedilmiştir zaman. Yaşamın irade edilen şeyle doldurulması için bir nimettir. Isfahani’nin de dediği gibi, ilk vücuda geldiğinden son bulacağı ana kadar daim olacak alemin mühletidir zaman.
‘İnsan üzerinden henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?’
Zaman, Rabbin yarattığı alem için biçtiği ecel süresidir. Allah’a tam bir teslimiyetle güvenenler için lehlerine müddet, fıtratındaki imanı örtüp gizleyenlerin ise aleyhlerine illettir. Kimisi için dünya hayatının oyun vakti, kimisi için de vahiyle yoğrulan hayatın hasılat vaktidir.
İnsana dünyadaki rolünü tamamlayabilmesi için belirli bir süre (ecel) tayin edilmiş ve insan deneme sürecinden geçirilmiştir. Hangisinin daha güzel işler yapacağını sınamak için hayatı yaratan Allah, inanma iddiasında bulunanların teslimi imanlarını; inkar edenlerin ise azgınlıklarını arttırmak için onlara mühlet tanımıştır.

İnsan ömrüne şahit tutularak ilahi bir kontrol mekanizması işlevi yüklenen zamana, nasıl hükmedileceğini Allah vahiyle öğretmiştir. Anın her zerresini, nefes ehemmiyetiyle soluyan insana zamanın kıymetini bilmesi için çeşitli kısımlarına yemin edilen ayetlerle uyarıda bulunulmuştur. Örneğin Kur’an-ı Kerim’de Asr, Duha, Fecr, Gece ve Gündüze yemin edilerek dikkat çekilmiş ve insanın içinde bulunduğu bu zaman dilimlerinin vahiyle işlenmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.
Zamanı haddi vurgulayıcı olarak var eden Allah, insanı zamana müdahil kılıp hakim olmasını istemiştir. Ömrüne vahiyle sahip olanların kurtuluşa ereceği; ömrüne ‘benlik’le ait olanların ise hüsrana uğrayacağı bildirilmiştir.

Asrın içinde kaybedenler, zaman cevherini curufunda boğanlar ve zamanlarında mahkum olanlardır. Ömrünü ziyan edenler; zamana dahil değil ait, hakim değil mahkum, özne değil nesne olanlardır. Zamanın oyuncağı olup parmağında dönen insanlar Allah’ın ayetinde de belirttiği gibi “Ne varsa dünya hayatımızdır, başka hayat yoktur; ölürüz, yaşarız, bizi dehrden (zaman) başkası helak edemez’’ sloganıyla geçmişten günümüze kadar zamana köle olarak ömürlerini süründürmüşlerdir.
İlahlık vasfı yükleyip avareliğe mazeret olarak sundukları zamanlarına Allah’ın hükümran olmasını akıllarınca engellemeye çalışmışlardır. Rabbe teslim olamamış sorumsuz insanlık, zamana hakimiyet atfederek içlerindeki büyük boşluğu doldurma cüretinde bulunabilmiştir. İnsana hayatını tanzim etmesi için bahşedilen zaman, takdis edilmiş ve onu tayin ve takdir eden Allah ise zamana hakimiyetten kendilerince men edilmiştir. Böylelikle Allah’ın müdahil olmasını istemedikleri zamana kendileri mahkum olmuştur.

Zaman bunu gerektiriyor deyip maddenin kölesi olmak, çağ bunu gerektiriyor deyip, zamanın gerisine attıkları sistemi menfaatleri uğruna çağlarına hatta çağlar üstüne taşımak ve zamana hakim olsun diye gönderilen vahyi, eskilerin masalları atfıyla zamanın gerisine mahkum etmek yalnızca terbiye olmamış bir sorumsuzlukla zamana kul köle olanların misyonudur.

Ömrünü zayi etmek istemeyen insana misyonunu ise vahiy öğretiyor: İnsanın her anına şahit olan aya, güneşe, her ikisinin hareketiyle oluşan gece ve gündüze, aya ve yıllara, muştu olan aydınlık sabaha, yeis olan karanlık geceye ve imani hasılatın vakti Asra yemin olsun ki; zamanında kaybolmuş olanlar ziyandadır. Rabbin tanıdığı mühlet dolmadan inananlar ve imanlarını hasenat ve salihat ile ispat edenler, hakikati tavsiye edip sonunda onda direnenler müstesna.

Sevebilirsin...