Kelâmın zabtı: Kalem

avatar

Ruveyda Mintaş Çakar

1984 Manisa doğumludur. 2001'de Turgutlu İmam Hatip Lisesinden, 2006 yılında ise Çukurova İlahiyat Fakültesi D.K.A.B. bölümünden mezun oldu. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tefsir A.B.D. yüksek lisans öğrencisi ve aynı zamanda Bornova'da bir Anadolu Lisesinde Din Kültürü ve A.B öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Evli bir çocukludur.
avatar

Latest posts by Ruveyda Mintaş Çakar (see all)

Zaman mefhumunu beyinlere kazıyan; düşünceleri, eylemleri ve hadiseleri asırlar sonrasına taşıyan, bilgi hazinesinin akıllarda muhafaza edilmesini sağlayan mühürlü bir kutudur Kalem.

Ücra köşelerde saklı kalmış hükümsüz düşüncelere hüküm giydiricidir, fıtratında unutkanlık illetini barındıran insana, ruhunun ve beyninin muhteşem uyumu için paha biçilmez bir nimettir Kalem.
Düşünceleri, insanlığa yansıtan ayna misali, medeniyetlerin oluşumunu, gelişimini ve hatta etkileşimini sağlayan tecrübe bilgisini nesillere aktarandır kalem.
Geçmişe dönüp baktığımızda bilgilerin gerçekliği konusunda, kayıt altına alınmasının ne kadar öneme haiz ve ispata değer olduğu herkes tarafından anlaşılmaktadır. Örneğin geçmiş milletlerin kalemle zabıt altına alınamamış Kutsal Kitaplarına göz attığımızda çok bariz ilave ve eksiltmeler yapıldığına, bu kitapların ilahi nitelikten sıyrılıp insani niteliğe büründüğüne şahit olmaktayız. Oysa Kuran-ı Kerim’de ilk ayetlerden itibaren kalem ve onun yazdıkları üzerine yemin edilmekte, kalemin önemine ve işlevine vurgu yapılmaktadır.
Vahyin gücünü tüm zamanlarda muktedir kılmak için ilahi metinleri kaleme almak, Allah’ın bir emridir. Kalemle konuşur insan ve Rabbi, dökülür ilahi kelimeler dizelere, tane tane iner şerh olacak gönüllere Rabbin sesi.
Kaleme dökülen ilahi dizeler müjdeler kulu, teskin eder, daralmış kalpleri inşirah eder; helak tecrubelerini hatırlatıp, helak değil hayat bulmasını ister kulun. Kısacası şahit olmak için insanın hayatına atılmış ilahi bir imzadır Kalem.
“Kalem ve onun yazdıklarına yemin olsun.”(Kalem 1)
Kalem lafzı ilk ayetlerden itibaren Kuran-ı Kerimde yer yer vurgulanmaktadır. ”Oku, O insana kalemle bilgiyi yazmayı öğretendir.” ayetinde kalem ile öğrenilen şeyin kaydedilmesine böylelikle o şeyin korunmasına atıf yapılmıştır. Kalem vurgulu bu tür ayetler, sözlerin en değerlisini muhafaza etmeleri için, sözlü edebiyat geleneğine sahip dönemin vahiy muhataplarını, yazılı geleneğe davet misyonu taşımaktadır.
Gelecek nesillerin de bu süreçten nasibini alması için, vahiyle inşa süreci başlayan Peygambere vahyi kaleme alması, inzal olan ilk ayetlerle bildirilmiştir. Örneğin Alak suresinde,‘oku’ ve ‘yaz’ emirlerinin arka arkaya vurgulanmasıyla, Peygambere bilgiyi inşayı ve muhafazayı öğretmek hedeflenmiştir.
“Oku, her bir şeyi Rabbin adıyla oku ve sonrasında elde ettiğin hakikat bilgisini, Rabbinin sana öğrettiği gibi kalemle zamana kaydet.
Dilinin ve kaleminin şahit olduğu bilgiyi insanlığa ulaştırmakla görevlendirilen Peygamber, Rabbi tarafından Kalem ve onun satır satır yazdıklarına yeminle uyarılmaktadır. Adeta muhataba Kalem ayetiyle ;“ Şimdi söyleyeceklerimi asırlar sonrasına da ışık tutsun diye kaleme al”emri verilmektedir.
İlahi kelimelerin muhafazası için bir zırh görevi yüklenen kalem, asrımızda da vicdan ve basiret sahiplerince büyük bir titizlikle yükümlülüğünü sürdürmektedir.
Bazen batıl içinde hakkı haykıran bir ses, bazen zulmün karanlığında mazlumu savunan bir fenomen, bazen de sırlı günahları aralayan bir perde gibidir Kalem.
Kalem ve yazdıklarına yemin olsun ki; ilahi bilginin, insanın hatırına kazınması içindir Kalem. Hakka dönük bir yaşantıyı nesillere aktarabilmek içindir, geçmişin zulmünü tecrube edinip, vahyin kuşattığı ‘an’da adaleti ayakta tutabilmek içindir, karanlığın kör pişmanlığından sıyrılıp ‘Duha’nın ilahi aydınlığına kavuşabilmek içindir Kalem…
İnsana bilmediklerini öğreten, öğrettiğini de kalemle muhafaza ettiren ve bizlere kadar ulaşmasını sağlayan Kalemin Rabbine şükürler olsun.
Kalemini aldık ve biat ettik…

Sevebilirsin...